Çernobil Felaketinden Sonra Doğu Karadeniz’de Yaşananlar Japonya’da Tekrar mı Yaşanacak?

Çernobil felaketinin ardından o dönemki hükümet bölgede radyoaktivite testleri yapmayı reddetmiş ve halkı çay tüketimine devam etmesi için teşvik etmişti.  Binlerce kişinin ölümünden ve yüzlerce kilometre tarım alanının zehirlenmesinden direk sorumlu Çernobil felaketi sadece konuşuldu ama en üst makamlardan yapılan engellemelerden dolayı o dönemde araştırılmadı ve tedbir alınmadı.

Kayıtsız ve dayanaksız şekilde Japon hükümetini suçlamak kesinlikle yanlış olur bunun farkındayız. Ayrıca Disiplini, dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla bilinen Japonların tarihinde nükleer savaş sonucunda yaşanmış büyük acılar var.

Bu nedenle bir sorun varsa kayıtsız kalmaları, ivedi çözümler yerine örtbas etmeleri kulağa mantıklı gelmiyor.

Yine de eski haberlere bakarsak Fukushima’ da yaşanan sorunlar kritik seviyelere ulaştığını, çözüm için birçok girişimde bulunulduğunu ve hatta radyoaktif sızıntının deniz sularına karıştığını ve bulut halinde atmosfere yayıldığını biliyoruz.

Hemen akla gelen 2 soru var:
1-    Hava ve deniz yoluyla doğaya karışan bu sızıntı nerelere ulaştı?  Küresel vahşi hayat ve ülkeler bundan nasıl etkilenecek?
2-    Fukushima ile ilgili haberlerin aniden gündemden düşmesinin sebebi nedir? Bu kadar büyük tehlike atlattıktan sonra hiç mi risk kalmadı?

Sizlerle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının 02.07.11 tarihli Fukushima’ya dair en son haber güncellemesini paylaşmak isterim.  “Overall, the situation at the Fukushima Daiichi nuclear power plant remains very serious.
The IAEA receives information from various official sources in Japan through the Japanese national competent authority, the Nuclear and Industrial Safety Agency (NISA). “

Nükleer santralin durumu, radyasyon seviye takibi, yiyecek maddeleri takibi ve kısıtlamaları, deniz ve deniz suyu incelemeleri şeklinde sıralanarak gruplanan bilgilendirme yazısının tamamını okumak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

Yazının genelinde bir düşüşten bahsedilse de deniz suyunda farklı seviyelerde radyasyon ölçüldüğü belirtiliyor. Dünyadaki bütün yer altı ve yer üstü su kaynaklarının birbirine bir şekilde bağlı olduğunu biliyorsak, bu radyoaktif sularla bir şekilde temas edeceğimizi düşünmek hayal değil sadece olasılıktır.
Rize’ de yaşanmış olayların benzerlerinin dünyanın farklı yerlerinde yaşanma riskinin olmadığını düşünmek sadece kendini kandırmaktır. Küresel kamuoyunun tepkisini çekmemek için gözlerden uzak yürütülen projeler veya gizlenen bilgiler varsa şimdiden hepimiz adına geçmiş olsun demek istiyorum.

(115 kere görüntülendi , bugün 1 kere görüntülendi)

İlgili Yazılar