Investing in Turkey’s Regions başlıklı zirveye katılan yenilenebilir enerji sektöründen temsilciler, Türkiye'de bu alandaki yasal belirsizliğin büyük miktarda yabancı yatırımcıyı yüksek yenilenebilir enerji kaynakları potansiyeline sahip ülkemizde yatırım yapmaktan alıkoyduğunu belirtti.
Türkiye'ye yabancı yatırımcı amacı ile düzenlenen zirvede, konu yenilenebilir enerji olduğu için yatırımcı bulmak zor bir hedef olmasa da, net bir yasal çerçevenin bulunmaması büyük bir engel oluşturmaktadır. Bu sıkıntı büyük uluslararası yenilenebilir enerji firmaları ve yatırımcılar tarafından da vurgulandı.
Dünya Rüzgar Enerjisi Derneği Başkan Yardımcısı ve EUROSOLAR Türkiye bölümü başkanı Prof. Tanay Sıdkı Uyar Zaman Gazetesi'ne yaptığı açıklamada Türkiye'nin uygun bir feed-in tarifesi uygulaması ile rüzgar tarlalarından 150.000 MW güç üretecek teknik potansiyele sahip olduğunu belirtirken şu anki toplam kapasitenin 822 MW olduğunun altını çizdi. 822MW'lık bu güç rüzgar tarlaları ve bazı izole solar güç uyugulamalarından elde ediliyor. Türkiye'nin sahip olduğu büyük solar potansiyel ise hala elde değmemiş olarak bekliyor.
Bu potansiyelin kullanılmamasının birçok nedeni var. EPDK 1 Kasım 2007 tarihinde rüzgar tarlaları için yeni lisans başvurularını kabul etmeye başladı. Sadece 1 gün içerisinde toplamda 78.000 MW'lık başvuru yapıldı fakat bu başvuruların hiçbiri lisans almaya hak kazanamadı.
EPDK'ya göre yönetmelikler şu aşamada halen hazır değil ve bazı noktalarda boşluklar bulunuyor. Örneğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin şebekeye nasıl bağlanması gerektiği bunlardan bir tanesi. Prof. Tanay Sıdkı Uyar'a göre EPDK'nın yönetmeliğin hazır olmadığını söyleyip lisans başvurularını kabul etmemesinin bir başka veya asıl nedeni devletin sahip olduğu doğalgaz boru hattı şirketi BOTAŞ ile İran ve Rusya gibi doğal gaz sağlayan ülkeler arasında yapılan al veya öde anlaşmaları. Bu anlaşmalara göre eğer BOTAŞ sipariş edilen gazı almaz ise, vergi verenler yine de bu gazın parasını ödemek zorundalar.
2008 yılı kasım ayında BOTAŞ kullanılmayan doğal gaz için 704 milyon dolarlık bir fatura ödemek zorunda kaldı. Son iki yılda ise bu rakamın 1,5 miyar dolara çıkacağı tahmin ediliyor. Kısacası yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilecek elektrik miktarı arttıkça, doğal gaz ihtiyacı düşecek. Bu da BOTAŞ için daha fazla kayıp anlamına gelmekte.
Konu hakkında EPDK Enerji Uzmanı Deniz Daştan konunun birçok yönü olduğunu belirtirken, yasal yönünün dışında politik yönünün de bulunduğunu sözlerine ekliyor.Daştan'a göre BOTAŞ'ın kendi çıkarlarını korumasının yanında, uluslararası anlaşmalar ve kontratlar aynı zamanda yabancılar ile ilişkiler de bu başlığın altında bulunuyor.
Fiyatlandırma Sorunları
Bir başka sıkıntılı konu ise fiyatlandırma alanındaki yasal belirsizlikler. Şu anki yasaya göre devlet yenilenebilir enerji yaknaklarından üretilen enerjiyi kilowatt saat başına 5-5,5 eurocent 'den satın almayı garanti ediyor. Bu uygulamadaki amaç üreticilerin elektriği satacak müşteri bulamamaları durumda devletin müşteri olarak elektriği alması ve böylece yenilenebilir enerji uygulamalarını teşvk etmesi. Uyar'a göre devletin geri alım fiyatı olarak belirlediği 5-5,5 eurocent piyasa fiyatı olan 7 euro/cent'den çok daha düşük. Bu durum yenilenebilir enerji projelerinin kredi almalarını zorlaştırdığı gibi projelerin riskli yatırımlar olarak görülmelerini sağlıyor.
Yeni yasa taslağında bu rakam rüzgar'dan üretilen enerji için 8 eurocent, hidroelektrik santrallerinden üretilen enerji için ise 7 eurocent olarak değiştirilmesine karşın, taslak mecliste onaylanmadan Ekonomi Bakanlığı tarafından geri çekildi. Şu anda yeni bir taslak hazırlanmakta. Uyar'a göre yeni taslakta fiyatlar 1 vey 2 eurocent daha düşük olacak.
EPDK Enerji Uzmanı Deniz Daştan'a göre ise yenilenebilir enerji yasasının halen kabul edilmemesinin sebebi lisanslar konusunda yaşanan gecikmeler. Rüzgar tarlaları için lisans başvurularını kabul etmeye başlayalı 2,5 sene geçmesine rağmen halen bir tek lisan bile vermediklerini belirten Daştan, başvuruları kabul etmeden önce yasal altyapıyı oluşturmadıklarını sözlerine ekledi. Aynı hatayı tekrar yapmak istemediklerini söyleyen Daştan, şu anda yasal altyapıyı oluşturduklarını belirtti. Daştan sözlerini sektörün, gecikmelerin nedeni hakkında farklı görüşleri var fakat bu, bizim fikrimiz diyerek bitirdi.
Çok Fazla Nakit Para
Yerli yenilenebilir enerji piyasasını canlandırmak isteyen en büyük oyunculardan biri de Avrupa Yatırım Bankasıdır. Avrupa Bankası Türkiye Temsilcisi Alain Terraillon, Sunday’s Zaman’ a yaptığı açıklamada: “Bu sene Türkiye’ de 2- 2.5 milyar avro değerinde yatırım yapmayı planlıyoruz. Bunun 300- 400 milyon avrosu başta rüzgar tarlaları ve hidroelektrik santralleri olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına ayrılacaktır.” dedi.
2004’ ten 2008 yılına kadar Avrupa Yatırım Bankası kaynaklarının sadece %7’ si Türkiye’ deki enerji sektörüne kredi olarak verildi. “2008 yılına kadar yenilenebilir enerji listemizin üst sıralarında yer almıyordu, 2009’ a girdiğimizde ise birçok proje global kriz nedeniyle ertelendi. Bu sene daha olgun ve dikkatli bir pazarla karşı karşıyayız. Bu nedenle yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğini toplam yatırımların %20’sini oluşturmasını uygun gördük.
Bu sektörde pek çok yatırım fırsatını gördüğünü söyleyen Terraillon sözlerine şöyle devam ediyor: “Hali hazırda yenilebilir enerji projelerine yatırım yapmaya ve finanse etmeye istekli birçok kuruluş ve çok fazla nakit para mevcut. Sadece bu kadar da değil! Büyük yerli firmalar kadar yabancı firmaların da Türkiye pazarında yer edinmeye istekli olduğunu ve gerekirse iş ortaklığına gitmeye hazır olduklarını görüyoruz.”
Asıl mesele endüstrinin resmi yapısında olduğunu işaret eden Terraillon daha önce küçük yatırımlar yaptıklarını ancak büyük çaplı yatırım yapmak yeni Yenilenebilir Enerji Kanunu’ nun şart olduğunu söylüyor. Yeni kanun Meclis’te kabul edilmediği sürece yatırım fırsatlarının kaçtığını ve Avrupa Yatırım Bankası’nın yeni ve kaliteli projeleri desteklemesinin çok zor olduğunu belirtiyor.
Dünya Bankası Grubu Uluslar arası Finans Kuruluşunda yatırım uzmanı olarak görev yapan Sevgi Seçkiner görüşü ise şu yönde: Düzenleyici çerçeve, fiyatlandırma ve feed-in-tarrif kriterlerine bağlanırsa Türkiye piyasasında hızlı bir yükseliş ve iştahı açık uluslar arası yatırımcılar görürüz.
Kaynak: todayszaman
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YENİ HABERLER
YEŞİL YAŞAM

Kağıttan bir telefon rehberi kullanmaktansa cep telefonu veya diğer elektronik sistemleri tercih edin.
