Beş yıl öncesine kadar, yerli enerjiye olan ihtiyaç ve düz panel televizyonlar, bilgisayar işlemcileri gibi alanlardaki uzmanlığından dolayı ,Japonya, dünyadaki solar hücrelerin yarısını imal ediyordu.
Piyasadaki solar hücrelerin 4/1’ini üreten Sharp firması piyasaya hakimdi. Ancak Solar teknolojiye olan talep arttıkça ve sektör de olgunlaştıkça, yeni şirketler ortaya çıkmaya başladı. Özellikle Çin ve Tayvan’da ortaya çıkan firmalar Japon şirketlerinin piyasa hakimiyetini %20’lere kadar geriletti.Sharp, Çin Suntech, Amerikan First Solar ve Alman Q-Cells şirketlerinden sonra gelerek 4. Sıraya gerilerdi.
Son yıllarda, gelişen dünya ekonomisi ile birlikte solar enerji sektörüne yönelik sübvansyonların ve kredilerin artacağı varsayımı ile dünyanın her yerinde fabrikalar mantar gibi türedi. Küresel pazarın üçte birlik dilimine hakim olan Çinli şirketlerin Pazar payı 2004-2008 yılları arasında altı kat arttı. Bu gelişmeler, Japon şirketlerin Pazar hakimiyetini televizyonlar ve bilgisayar çiplerinde olduğu gibi, Asyalı rakiplerine kaptıracağı korkularını yarattı.
Böyle bir kaderin önüne geçmek için Japon firmaları, teknolojilerini geliştirme ve yeni iş modellemeleri oluşturmaya odaklandılar. Güneş enerjisi savunucularından Prometheus Isntitute başkanı Travis Bradford, Japonların, en karmaşık kitlere, saygın markalara ve dengeli gelir gider cetvellerine sahip olduklarını belirtiyor. Bütün bunlar onları arza doyan piyasada en kötü olasılıklardan koruyacaktır. Bu yıl, sektör toplam satışlarının 7000 megavat altında olması beklenmekte. Bu endüstrinin toplam kapasitesinin yarısına denk gelmekte. Ekonomik kriz, hali hazırda bulunan büyük projelerin birçoğunun iptal edilmesine ve Almanya ve İspanya’da teşviklerin azalmasına azaltılmasına neden oldu.
Bu yıl, arz fazlası, solar panel fiyatlarının %40 azalmasına neden oldu. Gaia Danışmanlık şirketinden Joe Boyce, Asya’da, yeni kurulan fabrikaların %40 kapasite ile faaliyet göstermekte olduğunu ve zayıf şirketler arasında yaprak dökümü beklendiğini belirtti. Ancak Japon üreticiler bu gibi yaprak dökümlerinden korunmakta çünkü Avrupa şirketlerinden daha ucuz maliyette üretim yapmaktalar ve teknolojileri de Çin şirketlerinden daha ileri. Bu artıların yanı sıra Japonya’da tüketiciler yerli ürünleri tercih ettikleri için, şirketleri de korunaklı bir bölgede bulunmaktalar.
Bunlara ek olarak Japon şirketleri elektrik üretiminde bir takım Avrupalı ve Amerikan Rakiplerini takip ediyorlar. Örneğin Sharp, İtalya’nın en büyük enerji şirketi Enel ile bir anlaşma yapmak üzere müzakerelerde bulunmakta. Bu anlaşmaya göre Enel solar santrallerinde Sharp panellerini kullanacak. Mart ayında Mitsubishi, Portekiz’de bulunan bir solar enerji santrali olan Amper Central Solar’ın %34’ünü satın aldı. Panel üreticisi ve petrol dağıtıcısı Showa Shell, Suudi devletinin sahibi olduğu petrol devi Aramco ile elektrik üretimi yapmak için planlar yapmakta.
Aslında Japon Solar şirketleri genişlemekte. Ülkenin en büyük 4 şirketi, Sharp, Kyocera, Sanyo ve Mitsubishi Electric, üretimlerini ikiye katlamak için, en azından önümüzdeki birkaç yıl için milyarlarca dolar yatırım yapmayı planlamaktalar. Japonya ve ABD’de yenilenebilir enerji sektörüne yönelik artmakta olan teşviklere bağlı olarak talepte artış eklemektedirler. Japon hükümeti, bu yıl güneş enerjisinde kullanılmak üzere cömertçe kaynaklar ayırdı. Kaynak aktarımı, 2006 yılında, piyasanın kendi kendini ayakta tutabileceği düşünüldüğünden için durmuştu. Nisan ve Haziran ayları arasında Japon iç piyasa satışlarında, diğer yerlerin aksine %80 artış gözlemlendi. Goldman Sachs, yeşil politikaları olan Japonya Demokrat Partisinin 30 Ağustos seçimlerini kazanması durumunda, iç piyasa satışlarının ikiye katlanmasını öngörmekte. (Japon Demokrat partisi Seçimleri ezici bir çoğunlukla kazandı)
Tokyo’nun dış mahalelerinden Kawasaki’nin Motomiyoshi tren istasyonunda, platformun üzerinde tente olarak ince solar paneller kullanılmakta. Bu paneller, boğucu sıcak bir günde, 40 hanenin elektrik tüketimine denk gelen 33 kilovat elektrik üretmekteler. Bu sistem ile istasyonun ihtiyacının %15’i karşılanarak, her yıl tonlarca sera gazının salınması engellenmiş oluyor. Doğan güneşin ülkesinde, ağır trenler çalıştığı sürece, solar enerji için parlak bir gelecek gözüküyor.Kaynak: Economist
