Yenilenebilir enerji pazarına bugün bakacak olursak, pazarın büyük çoğunluğunun birkaç ülkenin elinde olduğunu görürüz. Örneğin rüzgar enerjisi pazarındaki en güçlü 10 ülke pazarın %87,5 ini oluşturmaktadır.
Solar enerji pazarında ise durum daha da oligarşik bir vaziyettedir. Örneğin sadece İspanya ve Almanya bütün pazarın %72,9 unu oluşturmaktadırlar. Bu ülkelere onlara takip eden 8 ülkeyi de eklersek, ilk 10 ülkenin pazarın %96,5 ini oluşturduğunu görürüz
Fakat bu durum yeni ülkelerin pazara katılımıyla değişmektedir. Ülkemizde de olduğu gibi birçok ülkede yenilenebilir enerji yasaları hızla çıkarılmakta, güneş paneli ve rüzgar türbünü üreticilerinin sayısı hızla artmakta, böylece bu ürünlerin fiyatı da hızla düşmektedir. Sayılan bu nedenlerden ötürü önümüzdeki yıllarda pazara hakim olan ülkelerin tekelinin azalmaya başlayacağı ve yenilenebilir enerji pazarının daha homojen bir ağılı göstermeye başlayacağı beklenmektedir.
Bu değişim en iyi şekilde Çin gibi gelişmekte olan ülkelerde görülebilir, Çin periodik olarak son 4 yıl içerisinde her yıl rüzgar enerjisi pazarını ikiye katlamıştır. 2008 yıl sonu rakamlarına göre Çin’in kurulmuş rüzgar enerjisi potansiyeli 12,2 GW olup, bu kurulumların 6,3 GW lık bölümü 2008 yılı içinde gerçekleşmiştir. Çin’in 2009 yılında da enerji potansiyelini ikiye katlaması beklenmektedir. Çin’den başka Hindistan da 2008 yılı içerisinde 1,8 GW lık yeni kurulum gerçekleştirmiş ve toplam kapasitesini 9,6 GW seviyesine çıkartarak dünyada beşinci sıraya yükselmiştir.
Bu ülkelerin dışında ülkemizde de önemli gelişmeler ve yatırımlar yapılmaktadır. Türkiye rüzgar enerjisi alanında 2008 yılı içerisinde başarılı bir performans göstermiş ve 97 MW lık enerji uretimini 345 MW seviyesine çıkarmıştır. Türkiye’nin de içinde bulunduğu yenilenebilir enerji alanında hızla gelişmekte olan ülkelerin grafiğini aşağıda görebilirsiniz.
GWEC Genel Sekreteri Steve Sawyer’a göre, Türkiye diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha hızlı bir gelişme ve patlama yapacaktır. Türkiyenin hızlı büyüyen ekonomisi ve önemli bir petrol üretiminin olmaması, Türkiye’yi yenilenebilir enerji kaynaklarını hızlı bir şekilde kullanmaya yönlendirmektedir. Ayrıca Türkiye, Avrupa Birliği üyelik sürecinde elini güçlendirmek adına bu yatırımlara ve yenilenebilir enerji yasalarına önem vermektedir. En son olarak da Türkiye’nin yüksek rüzgar potansiyeli ve elektrik fiyatlarının pahalı oluşu rüzgar enerjisi ve genel olarak yenilenebilir enerjinin önünü açmaktadır.
(Kaynak: Jennifer Kho)
