Avrupa Birliği'nin 2020 yılına kadar yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payını %20'ye çıkarma planı onaylandığından bu yana, mevcut elektrik dağıtım şebekesinde radikal değişikler yapılmasının gereği tartışma konusu oldu.
Bu hedef doğrultusunda avrupada gerçekleştirilecek yenilenebilir enerji projelerinin finansman sorununun yanı sıra üretilen elektriğin evlere nasıl dağıtılacağı da aynı derecede büyük bir sorun teşkil etmekte.
Yenilenebilir kaynaklardan üretilecek elektriğin çoğunluğunun kuzey avrupadaki offshore rüzgar türbinlerinden geleceği düşünülürse, bu elektriğin orta avrupadaki evlere nasıl iletileceğinin planlanması ve karşılaşılacak zorlukların listesi uzamakta.
Planlanan elektrik dağıtım şebekesi,supergrid, sadece offshore rüzgar tarlalarından üretilen elektriğin iletilmesini değil aynı zamanda şimdikinden çok daha birleşik ve dinamik bir avrupa enerji sektörünün oluşmasını sağlayacak. Bu şebeke avrupa birliğinin enerji politikalarına daha hızlı ulaşmasını sağlayacağı gibi, birliğin rekabet, sürdürülebilirlik ve güvenlik alanlarına daha iyi odaklanmasına da yardımcı olacak.
Supergrid sayesinde dağıtım şebekesindeki dengesizliklerin kolayca önüne geçicelebilecek. örneğin İngilte'nin offshore rüzgar tarlaları Norveç'in hidroelektrik santralleri ile aynı şebeke altında birleştiğinde gerektiği anda gerekli alana gerekli elektriğin dağıtılması ve dengeleme işlemleri kolaylıkla yapılabilecek.
AB Komisyonu tarafından yakın zamanda yapılan bir açıklama ile elektrik dağıtım şebekelerinin öncelikli konulardan biri olduğu ve önümüzdeki 20 yıl içerisinde 21.yüzyıla hazır bir supergrid oluşturulmasının hedeflendiği açıkca belirtildi.
Konu hakkında ‘Battle of the Grids’ başlıklı bir rapor hazırlayan Greenpeace örgütü, geliştrilen yeni elektrik dağıtım şebekesinin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriği güvenilir biçimde bütün avrupaya dağıtma konusunda önemli bir rol oynayacağı kararında. Bu anlamda temiz enerjinin üretime katılması ve gerekli altyapının yardımı ile evlere ulaşması, dolaylı olarak küresel ısınma ve iklim değişikliğinin de önüne geçilmesi anlamına gelmekte.
Oluşturulacak sistemin günümüzde hızla gelişen elektrikli araba pazarı ile uyumlu olup olmayacağını ve çok daha kapsamlı bir elektrik şebekesinin Avrupa Birlği'ne ne kazandıracağını önümüzdeki yıllarda göreceğiz.
