Kopenhag İklim Konferansı’nın temiz bir başlangıç olması beklenirken temiz bir çakılmaya işaret eden olaylar gelişti.
Tartışmaların ayaklarından birini oluşturan uzun dönemde işbirliği bölümü 179 sayfadan 6 sayfaya düştü. Ancak 14 Aralık pazartesi 14’üncü oturumda yaşanan tartışmalar, G77 olarak tanımlanan azgelişmiş ülkeler ve Çin toplantıyı geçici olarak terk etmelerine neden oldu. Zamanla tekrar toplantıya dönen ülkelerle birlikte gece yarılarına kadar müzakereler devam etti.
Sorun alınacak önlemlerin sertliğinden öte, gelişmemiş ülkeler ve gelişmiş olan ülkeler arası farklardan kaynaklanıyor.
Geçen hafta Küçük Ada Ülkeleri Birliği, küresel ısınmanın 1.5 derece ile sınırlanmasını önerdi ve yoksul ülkelerin desteğini aldı. Zengin ülkeler ise limitin 2 derece olması üzerine çalışmalar sürdürmekteydiler. Ancak bu sorunların içinde çözülmesi kolay olanlardan çünkü ısınmayı emisyonlara bağlayan çalışmalarda limiti 1.5 dereceye bağlamanın imkansız olduğunu belirtiliyor
Bazı gelişmemiş ülkeler 1.5 derece argümanını, zengin ülkelere daha fazla emisyon kısıtlamasına gitmeleri için baskı aracı olarak kullandığı gözlemleniyor. Teklif edilen kesintilerin, şimdiye kadar teklif edilen kesintilerden daha fazla olmasına rağmen, küresel ısınmayı 2 dereye dahi kısıtlamaları mümkün görünmüyor. Bunlara ek olarak az gelirli ülkelerin zengin ülkelerden daha fazla para koparmaya çalıştıkları görülüyor. GSMH’ın %5’i gibi rakamların aktarılmasından söz eden az gelişmiş ülke müzakerecileri önümüzdeki birkaç yıla yayılacak şekilde “hızlı bir başlangıç” olarak kabul edilen yıllık 10 milyar dolar aktarımını yetersiz buluyorlar.
Bunların yanı sıra Kyoto Protokolünü değiştirmesi planlanan metnin oldukça kısıtlı olduğu ve uzun vadeli finansman gibi olduğu ileri sürülüyor. Kopenhag Antlaşmasının geneli ihtilafın omurgasını oluşturuyor. Tekliflerden biri 2012 yılında bitecek olan Kyoto Protokolüne taraf olan zengin ülkelerin Kyoto seviyelerinde emisyon kesintileri hedeflerini 2020 yılına kadar sürdürmeleridir. Ancak tutumlarında ısrarcı olan az gelişmiş ülkeler ise zengin ülkelerin bağlayıcı şartlara tabi olmalarını istiyorlar. Kyoto Protokolüne taraf olan zengin ülkeler (Çoğunluklar Avrupa ülkeleri), Kyoto’ya taraf olmayan ve herhangi bir talepte bulunmayan ABD’den karşılığında bir şey alamayacakları için, böyle bir bağlayıcılığa tek taraflı olarak imza atmayı reddediyorlar.
Antlaşmada metninde üzerinde varılan bir uzlaşmaya göre zengin ülkeler emisyon kısıntısına Kyoto’nun bağlayıcılığı olmaksızın kesintilere gidecekler ve bu çıkmazın ötesine geçmek üzere teklifler getirecekler. Az gelişmiş ülkelerin kendilerini nasıl kısıtlayacakları sorusu endişe yaratmakta. Şu anki metine göre gelişmekte olan ülkeler, zengin ülkeler para aktarımında bulunduklarında harekete geçecekler ve getirtecek ek zorunluluklar olmaksızın bir uzlaşıya varılması mümkün görünmüyor.
